Posts filed under 'yararlı bilgiler'

ADSL kullanıcılarına müjde!

Türk Telekom A.Ş Genel Müdürü Paul Doany, Antalya Mardan Palace Otel’de bir grup basın mensubuyla bir araya geldiği sohbet toplantısında soruları yanıtladı. ”Yalın ADSL konusundaki çalışmalarının” sorulması üzerine Doany, şöyle konuştu:

”Gelecek yıl BTK’nın kararını beklemeden yalın ADSL hizmetini 2010′da sunmaya hazırız. BTK ile şartları görüşüyoruz. Biz hala ara bağlantı fiyatı üzerinden regüle edilen bir şirketiz. Tarife değişikliğindeki düzenleme ile gelecek yıldan itibaren ses tarafında istediğimiz tarifeleri müşterilerimize sunabileceğiz.

Mobil operatörlerin şu ana kadar yapabildiği şeyi biz de yapabileceğiz. Bizim en büyük problemimiz fiyatlarımızın regüle ediliyor olmasıydı. Mobil operatörler tarifelerini sunduktan 6-7 gün sonra işleme koyabiliyor, biz tarife için regüle ediliyor olmaktan dolayı 5-6 ay bekliyoruz. Bu bizim için de BTK için de kötü. 1 Ocak 2010′dan itibaren tarife ve kampanyaları hızlı şekilde verebiliyor olacağız. 1 Ocakta ‘geleceğin başladığı gün bugün’ diyeceğiz.”

Doany, ”Türk Telekom’un yeni satın almaları olacak mı?” şeklindeki bir soru üzerine, ”Şu anda satıcı durumda olan operatörler rayiç bedel üzerinden satış yapmıyorlar. Bu yüzden satın alma yerine grubumuzdaki teknoloji şirketlerine yatırım yapmayı tercih ettik.. Bu noktada start-up dediğimiz başlangıç seviyesinde olan sıfır noktasından hareket eden şirketlerin felsefesiyle hareket etmelerini bekliyoruz. Büyümeleri için onları destekliyoruz. Hedef olarak da uluslararası pazarları gösteriyoruz. Türk Telekom Grubu şirketi Argela öyleydi mesela şimdi gayet iyi bir noktaya erişti. Bir haftalık reklam bütçeleriyle böyle küçük kurup büyütmek mümkün, yeter ki yaratıcı, üretici olun” diye konuştu.

Bir başka soru üzerine de Doany, ”Oger Telekom’un, Türk Telekom’un hisseleri için ödediği rakamın, Türk Telekom’un bugünkü piyasa değerinin yüzde 20 üzerinde olduğunu” söyledi.

Doany, ‘’sabit hatların rekabete açıldığının ancak bu konuda rekabet ortamının oluşmadığının anımsatılması” üzerine sektördeki tüm rakip operatörler ve hatta onların dağıtıcılarıyla bu konuyu görüştüklerini, bu operatörlere ADSL’de pozitif ayrımcılık yaptıklarını belirterek, ”Ancak sabit hat kullanımında düşüş yaşandığı için bu şirketler istediği noktaya ulaşamadı. Ayrıca bu şirketlerin yaptığı yatırıma ve aldığı riske bakarsanız konu daha iyi anlaşılabilir. Bu şirketler Vitamin’i geliştiren SEBİT kadar risk alsalardı çok daha iyi konumda olurlardı. Biz bu konuda her zaman olduğu gibi kurallara uygun hareket edeceğiz” dedi.

ABD’nin eğitime 30 milyar dolar, Suudi Arabistan’ın 37 milyar dolar ayırdığını anlatan Doany, dünyanın tüm ülkelerinde eğitime yatırımın öncelikli konu olduğunu belirterek, Türk Telekom Grubu’nun eğitim yazılımı Vitamin ile bu rakamlardan pay almaya yönelik uluslararası yatırımlara yöneldiğini belirtti.

Uluslararası pazarlara gireceklerini ve küçük ekiplerle mucizeler yaratacaklarını dile getiren Doany, ”2010′un özellikle ses tarafında istediklerini yapacakları yıl olacağını, Türk Telekom müşterilerinin sürpriz kampanya ve tarifelere hazır olmaları gerektiğini’ söyledi.

Add comment Aralık 25th, 2009

IKEA Efsanesi nasıl başladı?

IKEA tarihçesi – Efsane nasıl başladı?
Aşağıdaki tarihçe IKEA’nın, nasıl altmış yılı aşkın bir süre içinde güney İsveç’in ormanlarından çıkarak dünyanın 40 ülkesinde iş yapan öndegelen bir perakende mağazası olduğunu anlatmaktadır.
IKEA’nın hikâyesi, kurucusu Ingvar Kamprad’ın İsveç’in güneyindeki Småland’da doğduğu 1926 yılında başladı. Ingvar, Agunnaryd’ın küçük bir köyüne yakın bir çiftlikte, Elmtaryd’ta büyüdü. Genç bir delikanlıyken bile Ingvar bir iş kurmak istediğini biliyordu.

Add comment Aralık 5th, 2009

Bir Türk vizesiz nereye gidebilir

Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 55′e yükseldi
Türkiye’nin son zamanlarda yürüttüğü diplomatik atak ve komşularla sıfır problem politikasının ardından bazı ülkeler, Türk vatandaşlarına uyguladığı vize uygulamasını kaldırdı.

Suriye, Libya ve Ürdün’ün Türk vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmasının ardından, Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 55′e yükseldi.

Suriye ile karşılıklı vize uygulaması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim başkanlığında ekim ayında Halep ve Gaziantep’te yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği toplantılarının ardından kaldırıldı.

Vize uygulamalarına Libya ile, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Libya ziyareti çerçevesinde Libya lideri Muammer Kaddafi ile görüşmesinin ardından, Ürdün’le ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ürdün ziyareti sırasında karşılıklı olarak son verildi.

Türkiye’ye vize uygulamayan ülke ve özel idare bölgeleri şöyle:

Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guetemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela.

Add comment Aralık 4th, 2009

Sivilcelerden nasıl kurtulurum?

Yılbaşına çok az kaldı.. Bu sırlar sayesinde yüzünüzde istemediğiniz sivilcelerden arının.
Yılbaşına haftalar kala cildinize uygulayacağınız küçük bakımlarla hazırlanmaya başlayın. Sivilcelerden muzdaripseniz, vereceğimiz birkaç küçük sır sayesinde savaşı siz kazanacaksınız.

Sivilce üzerine uygulanacak ilaçlar

Şiddetli akne için üretilmiş (A vitamini türevleri olan) birçok ilaç vardır ve bu ilaçlar sadece reçeteyle satılmaktadır. Eğer sizin de şiddetli akneleriniz varsa mutlaka bir cilt doktoruna görünmelisiniz. Bununla birlikte normal seyirde çıkan sivilceler için %2 salisilik asit içeren kurutucu losyonları denemelisiniz. Daha doğal ilaçlar için içlerinde çay ağacı ya da maydanoz olan ürünleri tercih edebilirsiniz.

Henüz çıkmadan yok edin

Yüzünüzde çıkmak üzere olan bir sivilce fark ederseniz, hemen ince bir kumaş ya da kağıt havlunun içine sardığınız buz küplerini o bölgeye bastırın. Aralıklarla 15 dakika uygulayın. Veya biraz kil maskesi alarak, tam o bölgenin üzerine sürün ve 30 dakika ya da gece boyunca bekletin.

Siyah nokta avcıları

Siyah noktalarınızı sakın sıkmaya kalkmayın, yoksa iz kalabilir. Bu işi dermatolog veya güzellik uzmanlarına yaptırabilir ya da siyah noktalar için üretilmiş ürünleri deneyebilirsiniz! Çünkü siyah noktalar, eğer çok derinde değillerse, bu ürünlerle rahatlıkla temizlenebilirler.

Büyümüş gözenekler

Soğuk yoğurdu yüzünüze uygulayarak 10 dakika bekletin ve sonra da ılık suyla durulayın. Yüzünüzü canlandıracak, fazla yağı ve bakteriyi alacak ve gözeneklerinizin daha sıkı görünmesini sağlayacaktır.

Kara lekeler

Sivilceler geçtikten sonra arkalarında bıraktıkları kara lekeler o kadar da kolay kaybolmayabilir. Bu sorun için bazı markaların çıkarttığı akne sonrası ürünleri deneyebilirsiniz.

Add comment Aralık 2nd, 2009

Bu uyarıları mutlaka okuyun

Bilim adamlarından cep telefonu kullanımıyla ilgili hayat kurtaran altın kurallar
Cep kullanımı ile beyin tümörü bağlantısı konusunda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 13 ülkede yapılan araştırmanın açıklanmasına sayılı günler kaldı. Times gazetesine göre bazı ülkelerde çok ciddi risk artışı tespit edildi. Son noktayı WHO uzmanları koyacak.
Cep telefonu henüz hayatımızda 25 yıldır var olan bir teknolojik icat. Hatta Türkiye’de Turkcell ve Telsim’in kuruluşu 1994’e dayanıyor. Yani bizim için sadece 15 yıllık bir tarihi var. İlk yıllarında da hem cihazların hem de konuşma ücretlerinin pahalılığı nedeniyle herkesin erişebildiği bir teknoloji değildi. Bugün ise Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verilerine göre, Türkiye’de sabit telefonda 17.6 milyon olan abone sayısı, mobilde yani cep telefonunda 65.7 milyona ulaştı. SMS, MMS, İnternet, 3G derken abone sayısı ve cep telefonuna bağımlılık her geçen gün çok büyük bir hızla artıyor. Ancak bir yandan da cep telefonunun sağlığa zararı konusunda iddialar korkutucu boyutlara ulaşmış durumda.

Bilim adamlarının elinde, uzun süreli cep kullanımının etkileri konusunda inceleme yapabilecekleri denek grupları çok sınırlı. İşte bu nedenle sık sık sigara-cep telefonu benzetmesi yapılıyor. İlk çıktığı zamanlarda sağlığa faydalı olduğu hatta nefesi açtığı söylenen ve reklamları da bu şekilde yapılan sigaranın daha sonra kanserojen olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi cep telefonunu çok masum bir icat olarak gösteren araştırmaların da ileride bilim dünyasının acı bir tebessümle bakacağı belgeler olmasından korkuluyor.

İşte bu konudaki nihai kararı ise dünyanın bir numaralı sağlık otoritesi Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) verecek. WHO’nun dünya genelindeki 13 ülkede yaptırdığı tarihin en büyük cep telefonu sağlığı araştırmasının sonuçları önümüzdeki haftalarda açıklanacak. Ancak tüm bilim dünyasının ilgiyle izlediği araştırmadan ilk bilgiler basına sızmaya başladı bile. Times gazetesinin haberine göre sayısı konusunda kesin bilgi verilmese de 13 ülkeden bazılarında sık cep telefonu kullanımı ile beyin tümörü oluşumu konusunda ciddi verilere ulaşıldı. İngiltere’nin de aralarında olduğu bazı ülkelerde ise bağlantı saptanamadı. İşte bu çelişkili sonuçlar nedeniyle karar WHO’nun bilim kuruluna düşecek.

1 SANTİM SİZİ KURTARIR

Dünyanın önde gelen bilim adamları değişik ülkelerdeki bu değişik verileri değerlendirerek cep telefonu kullanımı konusunda bilim dünyası tarafından referans olarak kabul edilecek kararlarını açıklayacaklar. Bu kararın ya önümüzdeki hafta ya da ondan sonraki hafta çıkması bekleniyor. Ancak bu karar öncesinde ABD’li ve Güney Koreli bilim adamları tarafından ortak yapılan bir araştırma Journal of Clinical Oncology bilim dergisinde yayınlandı ve endişe uyandırdı. Bilim adamları özellikle 10 yıllık cep telefonu kullanımı sonucunda beyin tümörü oluşumu riskinin arttığını kesin olarak tespit ettiklerini açıkladı. WHO’nun kararı öncesinde cep güvenliği araştırmalarını değerlendiren Bristol Üniversitesi profesörü Alan Preece, “10 yıldan bu yana elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerindeki etkisini inceliyorum. Cep telefonunun yaydığı radyasyonun tümör oluşumuna yol açmayacağı tezinin dayanağı yok” ifadesini kullandı ve tüketicileri cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgayı belirten SAR seviyesi düşük cihazları tercih etmelerini önerdi. Profesör Preece’in en önemli uyarısı ise şu: “Cep’le konuşurken telefonu kulağınıza dayamak yerine 1 santim uzak tutarsanız beynin etkilenme riski 10 kat hafiflemiş olur.”

UZAKTA TUTMA TÜMÖR RİSKİNİ AZALTIYOR

Cep telefonu ve tümör oluşumu konusunda WHO’nun vereceği karardan önce en kapsamlı araştırma Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi (CIRC) tarafından yapıldı. Le Soir gazetesinin geçtiğimiz yıl, “Cep telefonu kanser yapıyor” manşetiyle verdiği habere göre CIRC’nin 13 ülkede yaptığı çalışma bu konudaki bilimsel verilerin “oldukça endişe verici” olduğunu gösterdi. Buna göre 10 yıl ve üzeri süreyle cep telefonu kullanan kişiler için kansere yakalanma olasılığı büyük miktarda artıyor. Yaygın 4 kanser türü içinde özellikle beyin kanseri konusunda somut verilere ulaşıldı.

Uzmanlar, telefonun kulağa götürüldüğü tarafta tümör oluşma riskinin yüzde 120’ye varan oranlarda yükseldiğini belirledi. Yine geçtiğimiz yıl Amerika’nın önde gelen 3 beyin cerrahı CNN’de Larry King Show’a konuk olarak “cep telefonu sigaradan daha zararlı olabilir. Cep telefonu kullanan 3 milyar kişi büyük risk altında” uyarısını yaptı.

2007 yılında kanser konusunda uzman 19 onkolog Fransız Journal du Dumanche gazetesine iki tam sayfalık açıklamada “cep tehlikesine dikkat” çağrısı yaptı. Fransız onkolog Thierry Bouillet, “Bugün, 50 yıl önce asbest ve sigara için oluşan durumun aynısıyla karşı karşıyayız. Ya hiçbir şey yapmayacağız ve riski kabul edeceğiz ya da endişe verici bazı bilimsel kanıtları kabulleneceğiz” dedi. İsveçli bilim adamları tarafından yapılan ve “10 yıl sonunda beynin cep telefonu kullanılan tarafında tümör oluşma riski 2 kat artıyor” sonucuna varılan araştırmayı not etti.

CEPLERİN KARNESİ

Ceplerin yaydığı radyasyon SAR seviyesi denilen bir sayısal veri ile ölçülüyor. SAR seviyesi 2 ve altındaki cihazlar güvenli kabul ediliyor. Ancak 2’ye yakın cihazlar riskli diye nitelendiriliyor.

Yüksek radyasyon

* Sony-Ericsson Satio: 1.58 W/kg

* LG Crystal GD900: 1.47 W/kg

* Nokia 1661: 1.38 W/kg

* BlackBerry Bold 9700: 1.36 W/kg

* HTC Tattoo: 1.25 W/kg

Orta radyasyon

* Apple iPhone 3GS: 1.1 W/kg

* Nokia 6303: 1.15 W/kg

* Cookie KP500: 1.02 W/kg

* Nokia 5800 0.97 W/kg

* Samsung Genio Touch: 2.75 W/kg

* Samsung ToccoLite: 0.54 W/kg

* Samsung Jet: 0.52 W/kg

Düşük radyasyon

* Motorola Aura R1: 0.32 W/kg

* BlackBerry 8700g: 0.24 W/kg

* Samsung SGH-F210 0.2 W/kg

* Samsung SGH-G800: 0.19 W/kg

* Samsung SHG-X830: 0.119 W/kg

Cep telefonunun insan vücuduna etkileri ABD’deki Cetecom adlı laboratuvarda inceleniyor. Burada uzun süre cep’i kulakta tutmanın yarattığı manyetik etkilerin yanısıra telefonu tutuş tarzından kaynaklanan eklem sorunları da inceleniyor. Bu etkilerin incelenmesi için kullanılan insana çok yakın bir dokuya sahip mankenler bilgisayara bağlı olarak sürekli izleniyor. Değişik telefonların sıcaklık ve radyasyon etkileri listeleniyor.

KONUŞMAYAN VE KONUŞAN

Cep telefonundan yayılan sinyaller, beyin hücrelerindeki moleküllerde fiziksel bir değişim yaratmıyor ancak tireşime sebep oluyor. Bu titreşim de telefonun tutulduğu kulak ve çevresinde ısınmaya bağlı olarak kendini belli ediyor. Bilim adamları bu titreşimlerin zararı konusunda henüz kesin bir bilgiye sahip değil.

ÇOCUK BEYNİNİ BÖYLE ETKİLİYOR

Cep telefonu tarafından yayılan elektromanyetik dalgaların çocukları nasıl etkilediği MR görüntüleriyle de belirlendi. 5 yaşındaki bir çocuk cep telefonuyla konuştuğunda beyninin çok büyük bir kısmı dalgaya maruz kalırken, 10 yaşındaki bir çocukta bu etkinin yarısı, yetişkin bir insanda ise çok sınırlı etki görülüyor.

Add comment Kasım 17th, 2009

Hipnozu öğrenmek ister misiniz?

İnsanlık tarihi kadar eski olan Hipnoz’un terapide uygulanışını konu alan “Hipnoterapi Bilim ve Sanatı” ülkemizde, Celalettin Uzuner ve Senem Uzuner tarafından “Hipnoterapi” kitabı ile ilk kez bu kadar ayrıntılı bir şekilde ele alındı.

Bu ayrıntılı ele alışın amaçlarından ilki, hemen hemen birbirinin aynısı veya tekrarı olan kitaplardan farklı olarak, ülkemiz hipnoterapi uzmanları için bir kaynak eser oluşturmak; İkincisi, hipnoterapi eğitimi almak isteyen uzmanlara günümüz dünyasında bu alanda hangi tekniklerin kullanıldığının ipuçlarını vererek, eğitime yönelik talep içeriklerini belirlemelerini sağlamak; Üçüncü olarak da davranış değişikliği gerçekleştirmek veya problemine çözüm aramak amacıyla hipnoterapiye başvuran insanlarımıza, kendilerine hangi tekniklerle ve nasıl yardımcı olunacağına dair net fikirler vermek.

Hipnoterapi, dilerseniz sizi, hayat oyununda figüran olmak yerine, kendi hayatınızın başrol oyuncusu yapabilir. Böylece “acaba”nın tereddüt ve “keşke”nin pişmanlık zincirlerinden kurtularak “yapabilirim” kanatlarınızla başarı rotasını takip ederek “Mutluluk Ülkesi”ne ulaşabilirsiniz…

Add comment Kasım 4th, 2009

Previous Posts


ücretsiz güvenli sohbet, sohbet odalari gider

Takvim

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

En son Konular

Kategoriler

Alexa System