Posts filed under 'Sağlık'

Ağız kokusuna kesin çözüm

Çin tıbbında 2000 yıldır kullanılan “Manolya Kabuğu Özü”nün ağızda kötü kokuya neden olan bakterileri azalttığı yapılan klinik çalışmalarla kanıtlandı. Vatan’da yer alan habere göre; İtalya’daki Milano Üniversitesi Ağız Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından gerçekleştirilen araştırma için 3 ayrı deney grubu oluşturuldu.
NEFESİ FERAHLATTIĞI SAPTANDI

Birinci grup yüzde 0.07 oranında, ikinci grup ise yüzde 0.14 oranında manolya kabuğu özü içeren sakız çiğnedi. Kontrol grubu olan 3.grup ise diğer gruptaki deneklerle aynı sakızın manolya kabuğu özü içermeyen şeklini çiğnedi. 10′ar dakikalık çiğnemenin ardından 15 dakika süre geçtikten sonra yapılan testlerden elde edilen sonuçlar, manolya kabuğu özü içeren sakızın ağızda kötü kokuya neden olan bakterileri etkili şekilde azalttığını ortaya koydu.

Add comment Şubat 10th, 2010

Kanserle ilgili önemli uyarılar

İSTANBUL Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserle ilgili uyarıları sıralarken, kanser tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğinin de altını çiziyor ve ekliyor: “Kanserde her zaman ümit vardır. Ümitsizliğe kapılmayın!’’

EVDE AYAKKABI GİYMEYİN
“Evinize geldiniz. Sakın, sokakta giydiğimiz ayakkabılarla evde dolaşmayın. Eğer illa evde ayakkabıyla dolaşmak istiyorsanız o zaman dışarıda giydiğiniz ayakkabıları değil, başka bir ayakkabı giyin. Çünkü dışarıda giydiğimiz
ayakkabılar ile eve pestisitler sokarsınız ki, pestistler kansere davetiye çıkartır.’’

AŞIRI VİTAMİN ALMAYIN
“Kanserle mücadele anne karnında başlar. Burada dikkat! Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü vitaminler bilinçsizce alındığında vitaminin içindeki kobalt ve bazı aşırı miktardaki mineraller çocukta
birikime sebep olabilir ve bu birikimler de kansere neden olabilir.’’

YENİ ÇAMAŞIRLARI 2 KERE KAYNATIN
“Beyaz iç çamaşırı aldınız. O zaman bunu bir kenara yazın; beyaz olan her türlü iç çamaşırı aldığınızda muhakkak en az 2 kere kaynatın. Çünkü çamaşırlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.’’

ODA SPREYİ KULLANMAYIN

“Oda spreyleri petrol menşelidir, yani içinde kansere yol açan çok sayıda kanserojen madde vardır. Oda spreyleri ile birlikte zehir soluyorsunuz. O zehirler akciğerinize geçiyor ve bağışıklık sisteminizi bozuyor.’’

KIZARTMA İÇİN KANOLA YAĞI
“Kızartma yapacaksanız en uygun yağ kanola yağıdır. Kanola yağı dışındaki ilk seçeneğiniz ise zeytinyağı olsun.’’

ELMA SİRKELİ SUDA BEKLETİN
“Bakır ve alüminyum kap yerine porselen, cam ve çelik kapları tercih edin. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Meyve ve sebzelerinizi yıkarken de
litresine göre birkaç çorba kaşığı elma sirkesi atın. Meyve ve sebzeyi bu suda yarım saat bekletin, sonra tekrar yıkayın. Böylece mikroplardan kurtulmuş olursunuz.’’

MARULUN İLK 3-4 YAPRAĞINI ATIN
“Manavdan lahana, marul mu aldınız? Bu yiyeceklerin 3-4 yaprağını çöpe atın. Ne kadar yıkarsanız yıkayın bu yaprakların üstündeki pestisitleri
temizleyemezsiniz.’’

SALATAYA FESLEĞEN KOYUN
“Fesleğeni salatalarınıza koyun, fesleğende bol miktarda C vitamini vardır.’’

ÇEMEN TÜMÖRÜ KÜÇÜLTÜR
“Çemenin tümör hücrelerini küçülttüğü tespit edilmiştir. Domates salçası, sarmısak, arnavut biberi ve tarhun gibi çektirilip her gün bir dilim ekmeğin üzerine sürülebilir. Bu karışım kanserden korunmada etkilidir.’’

HAPI SUSUZ YUTMAYIN
“Hapı mutlaka su ile için. Aksi halde hap yemek borusuna takılabilir ve bir müddet sonra ülser meydana getirebilir. Ülser de kanser oluşumuna neden olabilir.’’

KANSER ŞEKER SEVER
“Şeker demek obezite, obezite demek kanser demek. Kanserin en sevdiği gıda olduğunu unutmayın.’’

HEP AYNI SUYU ALMAYIN
“Hiçbir ürünü sürekli olarak kullanmayınız. Mesela içtiğiniz kaynak sularını bile 3 ayda bir değiştirin. Düzenli olarak kullandığınız bir şey uzun sürede kanser yapıcı etkiye sahiptir.”

GÜZELLEŞEYİM DERKEN KANSER RİSKİNİ ARTIRMAYIN

“KOZMETİKLER ve tuvalet ürünleri bazen çok tehlikeli karışımlar içeriyor. Bu karışımlar kanserojen özellikte de olabiliyor. Bu yüzden güvenli bakım ürünü
kullanmak çok önemli. Yapılan araştırmalara göre erkekler günde 10 kişisel bakım ürünü, kadınlar ise altısı kozmetik olmak üzere 20 ürün kullanıyor. Sadece Kuzey Amerika’da diş macunu, kozmetik ürünler, el kremleri, sabunlar, şampuanlar, deodorantlar, saç boyaları gibi ürünlere yılda
35 milyar dolar harcandığı düşünülürse, yoğun olarak kullanılan bu ürünlerin
güvenilir olduğuna inanmamız şart. Ama kişisel bakım ürünlerinin içeriğiyle
ilgili çok az sayıda yasal düzenleme bulunuyor.’’

MEME BÜYÜTÜRKEN DİKKAT
 Göğüs büyütmede kullanılan meme implantlarına dikkat! Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nün yaptığı araştırmalar meme implantı yaptıran kadınların
kansere yakalanma ihtimallerinin diğer kadınlara oranla yüzde 21 daha fazla olduğunu ortaya koydu.

BEBEKLER DE TEHLİKEDE
 2004’te Avrupa’da yapılan bir çalışma, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. 10 yeni doğan bebeğin göbek bağı kanı incelendiğinde, annelerin plesantasından 287 kimyasalın, ortalama olarak da 230 kirletici maddenin bebeklere geçtiği
tespit edildi.

GİYİMDE DE ORGANİK
 Yüzde yüz organik olan pamuk, keten, yün ve keneviri tercih edin. Petrol bazlı
sentetiklerden, özellikle polivinil klorid (PVC) plastiklerden yapılmış yağmurluklardan, ince tabakalı önlüklerden uzak durun.

DİŞ HEKİMLERİ RİSK ALTINDA
Prof. Topuz’un çeviri editörlüğünü yaptığı ‘Kanser-Salgını Önlemek İçin 101 Çözüm Önerisi’ adlı kitapta risk altındaki bazı meslek gruplarına da yer verilmiş.
İşte en riskli meslek grupları:
 Otomotiv sanayii, larinks, mide ve kolorektal kanser üretimi yapıyor.
 Alüminyum eritme işçileri mesane kanseriyle karşı karşıya.
 Plastik endüstrisindeki kadınlar, rahim ve meme kanserleri konusunda risk altındalar.
 Kemoterapi hemşireleri, kimyagerler ve diş hekimleri de yüksek kanser riski altında.

Add comment Şubat 8th, 2010

Gebelik depresyonu bebeği etkiliyor

Çocukların ileride şiddete eğilimli olmasına neden olduğu ortaya çıktı.
Hamilelik depresyonunun, doğan çocuğun ileride şiddete eğilimli olmasına yol açabildiği ortaya çıktı.
Cardiff ve Bristol üniversiteleriyle King’s College London’dan bilim adamlarının araştırmasına göre, hamilelikte depresyona giren kadınların ergenlikte şiddete meyilli çocuk doğurma ihtimali 4 kat daha fazla.

Bu bağlantının, kadın doğum yaptıktan sonra depresyona girmese bile geçerli olduğu belirtildi.

Daha önce yapılan araştırmalar, doğum sonrası depresyonun çocuğun davranışlarını etkileyebileceğini ortaya koymuştu. Ancak doğum öncesi depresyonla çocuğun davranışı arasındaki bağlantıyı ortaya koyan yeni araştırma, bu alanda yapılan ilk çalışmalar arasında bulunuyor.

Bebek bekleyen kadınların yüzde 10 ila 15′nin depresyondan mustarip olduğu tahmin ediliyor.

Telegraph’ın haberine göre, araştırma 120 kadın arasında yapıldı. Kadınlarla gebelik döneminde, doğum sonrasında ve çocukları 4, 11 ve 16 yaşlarındayken görüşüldü.

Araştırma sonunda, hamileliklerinde depresyona giren kadınların çocuklarının 16 yaşında şiddete meyilli olması durumunun 4 daha fazla olduğu belirlendi.

Çocukların, diğer türde anti sosyal davranışlar gösterme olasılığının da daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Add comment Şubat 6th, 2010

Vajinismuslu bir kadın cinsellikten zevk alır mı?

Vajinismus yani kadından kaynaklanan cinsel ilişkiye girememe sorunu, son dönemde medyada sıkça gündeme gelmektedir. Peki Türk toplumunda bu kadar yaygın görülen bir sorun olan vajinismusla ilgili en sık sorulan sorular nelerdir? Cinsel konularda halkımızı bilgilendirmeyi ve cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde onları doğru adrese yönlendirmeyi amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği bu önemli konuda çok çarpıcı açıklamalar yaptı.

Vajinismusun sanılanın aksine severek ve anlaşarak evlenen çiftlerde de yaygın olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ”Vajinismus kadının cinsel ilişki sırasında kasılarak ilişkiye izin vermemesidir. Bu kasılma kadının isteği ile olan bir durum değildir, bir takım korku ve kaygılara bağlı olarak istemdışı gerçekleşir. Vajinismusun görücü usulü, birbirini sevmeden ya da tanımadan evlenen çiftlerde daha sık görülebileceği düşünülür, ancak aslında birbirini tanıyarak, severek, yıllarca flört ederek evlenen çiftlerde de vajinismus son derece yaygındır. Hatta vajinismus sorunu ile bize başvuran ve kaçarak evlenmiş çiftler bile vardır. Yani vajinismusun genellikle eşini sevmekle ve istemekle bir ilgisi yoktur.” dedi. Vajnismusun cinsel birleşmeye karşı duyulan bir korku olduğunu belirten Dr. Keçe; ”Vajinismusu yaşayan kadınlar belli özellikler açısından birbirilerine benzerler, ancak belli açılardan da farklılıklar gösterirler. Tamamen cinselliğe kapalı, cinselliği reddeden kadınlar da olabileceği gibi, cinsel isteği yüksek olan ve cinsellikten zevk alan vajinismuslu kadınlar da vardır. Vajinismusta kadının temel korkusu cinsel birleşmeye yani penisin vajinaya girmesine yöneliktir. Sevişmekten ya da sürtünerek yaşanan birliktelikten kadın da zevk alır, bu bir süre sonra çiftte alışkanlık haline gelebilir ve ”nasıl olsa bu şekilde zevk alıyoruz, tedaviye ne gerek var” diyerek tedaviden kaçınmalarına bile neden olabilir.” diye ekledi.

Vajinismusta erkeğin rolü nedir?

Sadece vajinismusun değil bütün cinsel sorunların tek kişinin değil çiftin ortak sorunu olduğunu söyleyen Psk. Gülüm Bacanak; ”Vajinismus tek başına kadının sorunu değildir, eşin desteği olmadan kadının yalnız başına vajinismusun üstesinden gelmesi beklenemez. Vajinismuslu kadınların eşleri genellikle anlayışlı erkeklerdir, eşlerini zorlamazlar, üzerine gitmezler. Çoğu zaman iki tarafın da evlilik öncesi cinsel deneyimi yoktur. Kadının korkuları kadar erkeğin de cinsellikle ilgili kaygıları olabilir ve iki tarafın korkuları vajinismusu besleyebilir. Belki vajinismusun temelinde değil, ancak vajinismusun sürmesinde erkeğin de payı vardır ve tedavide de rolü büyüktür. Eşine güvenen, destekleyen erkekler olduğunda tedavi daha kısa sürede başarılı biçimde sonlanmaktadır, ancak bazen ”ben seni böyle kabul ediyorum, tedavi olmana gerek yok” diyerek eşinin tedaviye başvurmasını engelleyen erkeklere de rastlamaktayız.” dedi. Vajinismus sorunu için başvuran çiftlerin en çok kesin çözüm olup olmadığını sorduklarını ifade eden Psk. Bacanak; ”Vajinismusun %100 tedavisi vardır, cinsel terapidir. Ancak çift cinsel terapinin sorumluluğunu almalıdır ve terapinin gereklerini yerine getirmelidir. Tedaviye başvururken hemen her çift kısa sürede sonuç almayı ve cinsel terapistin mucize yaratmasını bekler. Vajinismusun bir ilacı yoktur, bir hap içince herşey kendiliğinden geçmez. Ortalama 10 seanslık cinsel terapi çiftin gözünü korkutabilir, oysa ki 5 yıl, 10 yıl bu sorunla yaşayan bir çift için 10 seans kısa bir süredir, ancak genellikle çiftler anestezi, uyku ilacı, botoks gibi hızlı ancak vajinismusun çözümü için etkili olmayan yöntemlere rağbet gösterirler. Vajinismus psikolojik bir sorundur ve başarı için sabır ve inanç gereklidir. Eğer cinsel terapistle çift işbirliği yapar, seanslara düzenli olarak gelir ve evde uygulaması gereken ödevlerini de uygularsa sorun kısa sürede kesin olarak çözülür.” dedi.

Vajinismuslu kadınların yaşları ve eğitim düzeyleri nedir?

Kendilerine başvuran vajinismus hastalarının yaş ortalamasının genellikle 26-35 yaş arasında olduğunu belirten Psk. Dnş. Fatma Ayrık; “Vajnismuslu kadınlar tedaviye başvurma konusunda oldukça dirençliler ve çoğu zaman yıllar geçtikten sonra ve çocuk sahibi olmaları konusunda çevreden gelen baskıya artık dayanamaz duruma gelince tedaviye gelirler. Genel olarak 26-35 yaş arası vajinismuslu kadınlar çoğunluğu oluşturuyor, ancak 40 yaş ve üstü ya da 20 yaş altı çiftlerimiz de nadir de olsa bize başvurmaktadır.” dedi. Vajinismusun her eğitim ve kültür seviyesinden kadında ortak olarak yaşanan içsel bir korku olduğunu ifade eden Psk. Dnş. Ayrık; “Vajinismuslu kadınların eğitim ve kültür düzeyleri değişkenlik göstermekle birlikte, vajinismusun üniversite mezunu hatta doktora düzeyinde eğitim almış kadınlarda da görülebilir. Bunun nedeninin araştırılması gerektiği görüşündeyiz.” diye konuştu.

Add comment Şubat 5th, 2010

Aşırı internet kullanımı depresyon yapıyor

Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırmaya göre, aşırı internet kullanımı ve depresyon arasında kuvvetli bir ilişki bulunuyor.
Leeds Üniversitesinde 1319 kişi üzerinde yapılan ve Psychopathology dergisinde yayımlanan araştırmaya katılanlardan yüzde 1,2’si “internet bağımlısı” olduğunu açıklarken, bunların büyük kısmının depresyon rahatsızlığı bulunuyor.

Araştırmayı yapan ekip, birinin diğerine neden olduğunu söyleyemeyeceklerini ve internet kullanıcılarının çoğunun akıl sağlığı sorunu bulunmadığına işaret ettiler.

Deneklere ne kadar ve hangi amaçla internet kullandıkları sorulan araştırmada ayrıca, depresyon rahatsızlıkları bulunup bulunmadığını anlamak üzere sorular yöneltildi.

Başaraştırmacı Dr Catriona Morrison, internetin modern yaşamda önemli rol oynadığını, ancak yararları kadar zararları da bulunduğunu belirterek, “Birçoğumuz fatura ödemek, alışveriş yapmak ve e-posta göndermek için interneti kullanırken, online olduklarında ne kadar zaman harcadıklarını ve günlük faaliyetlerine başka unsurların da karıştığı noktayı fark etmekte güçlük çeken küçük bir grup var” diye konuştu.

Araştırmalarının aşırı internet kullanımının depresyonla bağlantılı olduğunu gösterdiğini, ancak hangisinin diğerini tetiklediğini bilmediklerini söyleyen Morrison, “Ama açık olan, küçük bir grup insan için aşırı internet kullanımı, depresif eğilimler için bir uyarı işareti olabilir” dedi.

AA

Add comment Şubat 4th, 2010

sağlıklı yaşam için ne yapmalı

Yarın Dünya Kanser Günü. Türkiye’de 305 bin kişi bu hastalıkla boğuşuyor.
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz konuşmaya başlayınca herkes pür dikkat kesiliyor. Dile kolay, sözünü ettiği hastalık, çağımızın vebası olarak kabul edilen kanser… Prof. Topuz, “Çevrenizdeki her dört kişiden biri kanserden ölecek!’’ diyor, sonra ekliyor: “Benimkisi kehanet değil, bilimsel istatistikler.’’ Geçtiğimiz ay yayınlanan ve Prof. Topuz’un çeviri editörlüğünü yaptığı ‘Kanser- Salgını Önlemek İçin 101 Çözüm Önerisi’ adlı kitabın sayfalarını çevirirken kanserde üç noktanın çok önemli olduğunu söylüyor: “Bir… Kanserden korunma. İki… Erken tanı. Üç… Tedavi. Bunlardan en önemlisi ise kanserden korunmadır. Diğerleri kansere yakalandıktan sonra yapılması gerekenleri ve tedavi sürecini anlatır.’’ İşte bu yazı dizisinde, kansere davetiye çıkartan yiyecekleri, kansere karşı can simidimiz olan besinleri ve kanserden korunmanın yollarını okuyacaksınız…

GAZETE HABERTÜRK-BÜLENT GÜNAL

SİGARA DUMANINDA 69 KANSEROJEN VAR

İnsan vücudunda 50 ila 75 trilyon hücre bulunuyor ve her hücre çekirdeği 25 bine yakın gen taşıyor. Kanser, anormal dışı bir hücre bölünmesi ile tanımlanan 200’ün üzerindeki hastalık için kullanılan genel bir terim. Çoğu kanser bir sağlıklı hücrenin hasara uğramasıyla başlıyor. Hasarlar ise sigara dumanındaki 69 kanserojenden biri ya da 80 binin üzerindeki güncel kimyasallar nedeniyle oluşabiliyor.

“36yıldır kanserli hastalarla birlikte yürüyorum. Kimisini kaybettim, kimisi sağlıklı ve hayatta. Bence asıl sorun ölüm değil; sorun teşhis koyup tedavi etmeye çalıştığım binlerce hastada önlenebilir bir kanserle karşılaştığımda keşke lafıyla başlayan hayal kırıklığıdır. İşte bu yüzden 15 yıldır kanserle olan savaşta ilk adımı, yani kanserden korunmayı çok önemsiyorum. Zaten korunmak için gerekli adımlar atılsa, sadece kanserden değil, birçok hastalıktan da korunmuş olacağız.” İşte İstanbul Üniversitesi Onkoloji
Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, konuşmasına bu sözlerle başlıyor…

Topuz, “İhtiyacınız olan besinleri yediğinizde, temiz hava soluduğunuzda, saf su içtiğinizde, oksijenin dolaşımda olmasını sağlayan ve kasları da sağlam tutan egzersiz yaptığınızda vücudunuz en az 100 yıl dayanır” diyor.

KANSEROJEN UYANIŞ

Sonra da cümlesini koca bir “ama’’ ile kesiyor: Vücutlarımız çok sayıda toksik kimyasallarla yani zehirlerle kirletiliyor. Gelin size günlük yaşamdan tipik bir örnek vereyim. Saat 07.00’de radyolu saatin alarmıyla uyandınız. Yani elektromanyetik alana maruz kaldınız.

DÖRT YANIMIZ TUZAK DOLU

Sentetik halıya bastınız. Bu tür halılar sayılamayacak kadar çok uçucu kimyasallar içerir. Sıcak klorlanmış su -ki kloroform içerir- ve triklozan içerikli antibakteriyel duş jeli ile duşunuzu aldınız. Parabenler içerenler koltuk altı deodorantı kullandınız. Kadınlar kömür katranı ihtiva eden ruj, asbest içeren allığını sürdüler. Sonra formaldehit içerikli leke temizleyici ile yıkanmış elbiselerinizi giydiniz. Buraya kadar tamam mı?

KAHVALTI DEĞİL, ZEHİR

“Tamam’’ diyoruz ama Prof. Topuz devam ediyor: Gelelim kahvaltıya. Muhtemelen çizikler oluşmuş teflon tavada yumurtanızı pişirdiniz, kızartıcıda hafif yanmış ekmek ve musluktan akan şehir suyundan yapılan kahvenizi pişirdiniz. Yani yumurta, ekmek ve kahve üçlüsüyle kansere neden olan polisiklik aromatik hidrokarbonlar, akrilamidi klor yan ürünleri de
vücudunuza aldınız. Dizel partikülleri içinde aracınızla ofisinize gittiniz.

BİLGİSAYAR, YAZICI

Bilgisayarı ve yazıcınızı açar açmaz kadmiyumlara maruz kaldınız. Sayılamayacak kadar kimyasal içeren ofis havasını soludunuz. Organik olmayan yağlı yiyeceklerden oluşan öğle yemeğini yediniz. Polikarbon şişeden su içtiniz. Akşam yemeği için tarım ilaçlarından arındırılmamış sebze, PCB ve cıva içeren çiftlik balığınızı afiyetle yediniz. Çok sayıda kimyasal
içeren kokulu mumunuzu yaktınız. Sonra da petrokimyasallar ve yanma geciktirici yatağınızda uyudunuz. Haydi iyi geceler. Daha sigarayı eklemedim bile. Nasıl?

Kahvaltıda mutlaka köy yumurtası

“Bir gününüzü anlatır mısınız?’’ diye sorunca Prof. Topuz, günü başa sarıyor:

- Saat 05.30’da kalkarım. Açken bir iki bardak su içerim.

- Kahvaltıda mutlaka her sabah organik bir domates ve köy yumurtası yerim.

- Soframda organik zeytin, beyaz peynir, biber ve esmer ekmek olur.

- Şekersiz, tatlandırıcısız, rezene, yeşil çay ya da kuşburnu çayı içerim. Saat 07.00’de iş yerimde olurum.

- Eğer işim yoksa bilgisayarımı açmam.

- Cep telefonu konuşma sürelerim 30 ila 50 saniye sürer. Telefon kullanacağım zaman da kablolu telefon tercih ederim.

- Öğlenleri 2-3 meyve, özellikle elma yerim.

Topuz’un ‘olmazsa olmaz’ları

BALIK ÇORBASI ŞART

- Haftada 2-3 kez balık çorbası için.

HER GÜN NAR

- Mevsimiyse her gün mutlaka nar ya da nar suyu.

15 GÜNDE BİR KIRMIZI ET

- Kırmızı eti 15 günde bir tüketin.

- Balık ve hindi eti ile köy tavuğu tercih edin.

MUTLAKA ZEYTİNYAĞLI

- Öğle ya da akşam yemeğinde mutlaka zeytinyağlı yiyin.

TERCİHİM BEBEK ŞAMPUANI

- Yıkanırken bebek şampuanı ya da zeytinyağlı sabun kullanın.

PAMUK YORGAN, YATAĞA ŞİLTE

- Pamuk yorganda yatın, yatağın üzerine şilte koyun.

HALI YERİNE PARKE

- Evde halı yok, yerler parke. İlla bir şey sermek isteyen kilim kullanabilir.

TV’YE MESAFE 5 METRE

- Televizyonu 5 metreden izleyin.

KARANLIKTA UYUYUN, IŞIK AÇMAYIN

- Karanlıkta uyuyun. Aydınlıkta uyumak kanser riskini artıran bir etkendir.

TV’Yİ YATAĞA SOKMAYIN

- Yatak odasına TV, bilgisayar sokmayın.

- Tıraş makinesi yerine jilet tercih edin. Tıraş sonrası losyon kullanmayın.

KAVRULMAMIŞ KURUYEMİŞ ALIN

- Kavrulmuş kuruyemişlerden de uzak durun. Örneğin fındığı kavurduğunuz zaman fındığın üzerindeki zar erir ki, o da fındığın en yararlı kısmıdır. Cevizi açık almayın, kabuklusunu tercih edin. Badem de kansere karşı çok faydalı

Add comment Şubat 3rd, 2010

Previous Posts


ücretsiz güvenli sohbet, sohbet odalari gider

Takvim

Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

En son Konular

Kategoriler

Alexa System