Posts filed under 'Kadınca'
Vajinismus yani kadından kaynaklanan cinsel ilişkiye girememe sorunu, son dönemde medyada sıkça gündeme gelmektedir. Peki Türk toplumunda bu kadar yaygın görülen bir sorun olan vajinismusla ilgili en sık sorulan sorular nelerdir? Cinsel konularda halkımızı bilgilendirmeyi ve cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde onları doğru adrese yönlendirmeyi amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği bu önemli konuda çok çarpıcı açıklamalar yaptı.
Vajinismusun sanılanın aksine severek ve anlaşarak evlenen çiftlerde de yaygın olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ”Vajinismus kadının cinsel ilişki sırasında kasılarak ilişkiye izin vermemesidir. Bu kasılma kadının isteği ile olan bir durum değildir, bir takım korku ve kaygılara bağlı olarak istemdışı gerçekleşir. Vajinismusun görücü usulü, birbirini sevmeden ya da tanımadan evlenen çiftlerde daha sık görülebileceği düşünülür, ancak aslında birbirini tanıyarak, severek, yıllarca flört ederek evlenen çiftlerde de vajinismus son derece yaygındır. Hatta vajinismus sorunu ile bize başvuran ve kaçarak evlenmiş çiftler bile vardır. Yani vajinismusun genellikle eşini sevmekle ve istemekle bir ilgisi yoktur.” dedi. Vajnismusun cinsel birleşmeye karşı duyulan bir korku olduğunu belirten Dr. Keçe; ”Vajinismusu yaşayan kadınlar belli özellikler açısından birbirilerine benzerler, ancak belli açılardan da farklılıklar gösterirler. Tamamen cinselliğe kapalı, cinselliği reddeden kadınlar da olabileceği gibi, cinsel isteği yüksek olan ve cinsellikten zevk alan vajinismuslu kadınlar da vardır. Vajinismusta kadının temel korkusu cinsel birleşmeye yani penisin vajinaya girmesine yöneliktir. Sevişmekten ya da sürtünerek yaşanan birliktelikten kadın da zevk alır, bu bir süre sonra çiftte alışkanlık haline gelebilir ve ”nasıl olsa bu şekilde zevk alıyoruz, tedaviye ne gerek var” diyerek tedaviden kaçınmalarına bile neden olabilir.” diye ekledi.
Vajinismusta erkeğin rolü nedir?
Sadece vajinismusun değil bütün cinsel sorunların tek kişinin değil çiftin ortak sorunu olduğunu söyleyen Psk. Gülüm Bacanak; ”Vajinismus tek başına kadının sorunu değildir, eşin desteği olmadan kadının yalnız başına vajinismusun üstesinden gelmesi beklenemez. Vajinismuslu kadınların eşleri genellikle anlayışlı erkeklerdir, eşlerini zorlamazlar, üzerine gitmezler. Çoğu zaman iki tarafın da evlilik öncesi cinsel deneyimi yoktur. Kadının korkuları kadar erkeğin de cinsellikle ilgili kaygıları olabilir ve iki tarafın korkuları vajinismusu besleyebilir. Belki vajinismusun temelinde değil, ancak vajinismusun sürmesinde erkeğin de payı vardır ve tedavide de rolü büyüktür. Eşine güvenen, destekleyen erkekler olduğunda tedavi daha kısa sürede başarılı biçimde sonlanmaktadır, ancak bazen ”ben seni böyle kabul ediyorum, tedavi olmana gerek yok” diyerek eşinin tedaviye başvurmasını engelleyen erkeklere de rastlamaktayız.” dedi. Vajinismus sorunu için başvuran çiftlerin en çok kesin çözüm olup olmadığını sorduklarını ifade eden Psk. Bacanak; ”Vajinismusun %100 tedavisi vardır, cinsel terapidir. Ancak çift cinsel terapinin sorumluluğunu almalıdır ve terapinin gereklerini yerine getirmelidir. Tedaviye başvururken hemen her çift kısa sürede sonuç almayı ve cinsel terapistin mucize yaratmasını bekler. Vajinismusun bir ilacı yoktur, bir hap içince herşey kendiliğinden geçmez. Ortalama 10 seanslık cinsel terapi çiftin gözünü korkutabilir, oysa ki 5 yıl, 10 yıl bu sorunla yaşayan bir çift için 10 seans kısa bir süredir, ancak genellikle çiftler anestezi, uyku ilacı, botoks gibi hızlı ancak vajinismusun çözümü için etkili olmayan yöntemlere rağbet gösterirler. Vajinismus psikolojik bir sorundur ve başarı için sabır ve inanç gereklidir. Eğer cinsel terapistle çift işbirliği yapar, seanslara düzenli olarak gelir ve evde uygulaması gereken ödevlerini de uygularsa sorun kısa sürede kesin olarak çözülür.” dedi.
Vajinismuslu kadınların yaşları ve eğitim düzeyleri nedir?
Kendilerine başvuran vajinismus hastalarının yaş ortalamasının genellikle 26-35 yaş arasında olduğunu belirten Psk. Dnş. Fatma Ayrık; “Vajnismuslu kadınlar tedaviye başvurma konusunda oldukça dirençliler ve çoğu zaman yıllar geçtikten sonra ve çocuk sahibi olmaları konusunda çevreden gelen baskıya artık dayanamaz duruma gelince tedaviye gelirler. Genel olarak 26-35 yaş arası vajinismuslu kadınlar çoğunluğu oluşturuyor, ancak 40 yaş ve üstü ya da 20 yaş altı çiftlerimiz de nadir de olsa bize başvurmaktadır.” dedi. Vajinismusun her eğitim ve kültür seviyesinden kadında ortak olarak yaşanan içsel bir korku olduğunu ifade eden Psk. Dnş. Ayrık; “Vajinismuslu kadınların eğitim ve kültür düzeyleri değişkenlik göstermekle birlikte, vajinismusun üniversite mezunu hatta doktora düzeyinde eğitim almış kadınlarda da görülebilir. Bunun nedeninin araştırılması gerektiği görüşündeyiz.” diye konuştu.
Şubat 5th, 2010
Moleküler Biyoloji Uzmanı Dr. Bert Pöpping, anne sütünün bazı bebeklerde alerjiye neden olduğunu bildirdi. Bebeğin alerjiye bağlı olarak yaşamını yitirebileceğine dikkat çeken Dr. Pöpping, belirtilerin görülmesi halinde doktora gidilmesini önerdi. Dr. Pöpping, en çok yer fıstığı ve fındık alerjisine rastlandığını belirtti.
Gıda güvenliğinin sağlanması için AB fonlarıyla desteklenen MoniQA Projesi kapsamında Antalya Beldibi’ndeki Renaissance Hotel’de düzenlenen toplantıya katılan Moleküler Biyoloji Uzmanı Dr. Bert Pöpping, anne sütünün bazı bebeklerde alerjiye neden olduğunu söyledi. Gelişmiş ülkelerde dünyaya gelen bebeklerin yüzde 6’sının anne sütünden dolayı alerji olduğunu kaydeden Dr. Pöpping, ebeveynlerin bu konuda duyarlı olmasını istedi.
AMAN DİKKAT
Anne sütünden alerji olan bebeklerdeki belirtilerin dil ucunda kaşınma, yüzün kızarması ve kaşınması, nefes darlığı olduğunu bildiren Pöpping, “Alerjiye bağlı rahatsızlıklar felç ve ölüme neden olabiliyor. Alerji belirtileri görüldüğünde zaman kaybedilmeden doktora gidilmeli. Bebek, doktorun tavsiye edeceği alerjiye yapmayacak mamayla beslenmeli. Erken önlem alınmazsa bebekte alerjiye neden olan anne sütü ile besleme faciayla sonuçlanabilir” dedi.
ALERJİ YAPAN GIDALARI YEMEYİN
Doğan her bebeğin anne sütünden alerji olmasının söz konusu olmadığına dikkat çeken Dr. Pöpping, “Alerji vakalarında 1980′den sonra ciddi oranda artış gözlendi. Gıda maddelerinin kişide neden alerji yaptığı henüz belirlenemedi. Ancak hangi gıda maddesinin alerjiye neden olduğu biliniyor. Buna karşı en iyi çözüm alerjiye neden olan gıdaları tüketmemek. Aynı zamanda içinde o gıda maddesinden olan gıdaları da tüketmemek” diye konuştu.
EN TEHLİKELİSİ FINDIK VE YER FISTIĞI
Gıda maddeleri arasında en çok alerjinin fındık ve yer fıstığından kaynaklandığını bildiren Dr. Pöpping, “Yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, kabuklu yemişler, buğday, elma, kivi, havuç, domates, muz, kavun alerjiye neden olabiliyor. İspanya’da şeftali ve mercimek, Uzak Doğu’da karabuğday, İngiltere’de yer fıstığı alerjisi büyük problem” dedi. Dr. Pöpping, İngiltere’de bir kişinin çikolata yedikten sonra sevgilisini öptüğünü ve kızın yer fıstığına alerjisi olması nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirterek, alerjinin ne kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekti.
Ocak 22nd, 2010
Kadınların bir yılda hamilelik şansı en fazla ne zamandır?
Prof. Dr. Aydın Arıcı sorularımızı cevaplıyor…
Kadınların bir yılda hamilelik şansı en fazla ne zamandır? Özel gün hesaplanabilir mi?
Bir yılda hamilelik şansı, 35 yaşından genç kadınlarda kabaca % 80′dir. O nedenle 35 yaşından genç çiftlerde bir yıldan önce hamilelik oluşmamışsa paniğe kapılmamalarını tavsiye ediyoruz çünkü % 80′i hamile kalır. Ancak hamile kalamayan % 20’sinde testler yapılarak bir sorun var mı yok mu tespit edilir ve tedaviye geçilir.
Birinci yılda alınabilecek bazı tedbirler vardır. Bunlar hamilelik şansının yüksek olduğu günlerde özellikle cinsel ilişki gerçekleştirilmesi. Eğer 28 günde bir adet gören bir kadınsa normal olarak 14. günde yumurtlama olmasını bekleriz. Yumurta maalesef sadece 24 saat yaşayabilir. Bu süre içerisinde spermle buluşursa embriyo haline geçer ve bebek gelişir. Spermle buluşamamışsa kendiliğinden yok olur. Sperm ise kadın vücudunda, iyi sperm parametreleri varsa ilişkiden sonra 48 saat kadar yaşar. Hatta çok iyi sperm parametreleri varsa ve ortam da uygunsa bu süre 72 saate kadar çıkabilir. Yani 14. gün gibi bir yumurtlama bekleniyorsa, bunu biz adetin başladığı günü birinci gün kabul ederek sayıyoruz. Bu da demek oluyor ki, adetin ilk gününden sonra 14. gün en çok beklenen yumurtlama günüdür. Sperm de 48 saat yaşadığına göre. Biz kabaca 10. günden itibaren gün aşırı ilişkiyle hamilelik şansının en yüksek seviyeye ulaşacağını tahmin ediyoruz.
Erkekler için böyle bir zaman var mı?
Erkeklerde pek fazla kısıtlama yok çünkü sperm üretimi sürekli devam ediyor. Spermin içinde sıvı kısmının da oluşması gerekiyor. Bu yüzden, tahminen, gün aşırı yapılacak ilişkilerde erkek en uygun kombinasyonu üretebiliyor. Bir erkek laboratuvarda sperm tahlili yaptıracaksa 2-3 günlük bir cinsel perhizden sonra sperm örneği vermesini tavsiye ediyoruz. Çünkü bu iki günlük perhizden sonra en uygun sperm profilini ölçebiliyoruz. Daha sık yapılacak ilişkide sperm hacmi ve sayısı azalır. Çok ara verilirse de spermin hareketliliği azalır. Dolayısıyla gün aşırı yapılacak ilişki hamilelik açısından en uygunudur. Sperm sayısı zaten çok iyi olan bir erkekte bu sürenin bir önem yok. Bu sıklıkla ilişki gerçekleştirilmesi, sperm sayısı sınırda olan erkekler için geçerli.
Önceden yapılan kürtajın doğurganlığa etkisi var mı?
Kürtaj her ameliyat gibi belirli oranda risk taşır. Kürtajın yol açtığı riskler; rahim içinde yapışıklıklara sebep olması, enfeksiyon, kanama ve rahmin delinmesi olarak sıralanabilir. Bunlar tabii ki nadir gerçekleşen riskler. Örneğin rahim delinmesi çok düşük bir riskken enfeksiyon biraz daha yüksek bir olasılığa sahiptir. Ancak günümüzde antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Kanama, içeride parça kalmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Yapışıklıklar ise ancak uzun vadede anlaşılabilir. Kürtajın doğurganlık üzerinde belli bir riski vardır ama gayet iyi bir şekilde yapılmış kürtajın bir etkisi yoktur. Öte yandan yapılan her kürtajda bu risk vardır. Yani üç kere kürtaj yaptıran bir kadın, her operasyonda bu riskle karşı karşıya gelir. Ancak sayının artması öncekilere göre daha fazla risk yaratıyor anlamına gelmez.
Ocak 16th, 2010
Yeni bir neştersiz gençleşme yöntemi olan notox ile vücudunuza herhangi bir yabancı madde enjekte edilmeden pürüzsüz bir cilde sahip olmanız mümkün. Üstelik mimiklerinizi de kaybetmeden!
Botoksa ciddi bir rakip olan ve şu sıralar Amerika’ da oldukça yaygınlaşan no-tox, ciltteki kırışıklıkları ortalama iki yıl içinde azaltıyor, cilde herhangi bir toksik madde enjekte edilmediği için de daha sağlıklı kabul ediliyor. Global Furrow Relaxation (GFX) adıyla da bilinen bu yöntemin FDA onayı altı ay önce alındı. Özellikle iki kaş arasındaki bölgeyi hedefleyen bu yöntem, kaşların kalkık görünmesini sağlarken alındaki yatay kırışıklıkların ise azalmasına yardımcı oluyor.
ALIN MİMİKLERİ
Yapılan araştırmalara göre genellikle ilk yaşlanma belirtileri kaz ayağı diye tanımladığımız göz ve dudak çevresinde meydana geliyor. Daha sonra ise alında… Ancak günlük hayatında fazla mimikli konuşan kadınlarda alındaki kırışıklıklar, kaz ayağından daha önce de ortaya çıkabiliyor. Bu durumda botoks gibi uygulamalara baş vuruluyor. Oysa birçok kadın cildine yabancı madde enjekte edilmesinden aslında rahatsız! No-tox ise tam tersine toksinlerden uzak durmak isteyen kadınlar için özel olarak geliştirilmiş bir yöntem.
No-tox yönteminde kullanılan GFX radyofrekans aslında kardiyologların yıllardır kalp hastalarına uyguladığı bir tedavi yöntemi. Kalp atışları düzensiz olan hastalarda radyofrekans ile kalp kaslarına dokunup kalbin daha düzenli atması sağlanıyor. Dermatologlar da ince bir sondaj yöntemiyle aynı yöntemi yüze uyguluyorlar. Ancak bu işlemde kalp kasları yerine yüz kasları hareketsizleştiriliyor. Dahası herhangi bir enjeksiyona gerek kalmadan arzu edilen gençleşme elde edilebiliyor. Burada amaç radyofrekans dalgaları kullanarak kaşlarınızın çatılmasına neden olan kasları dondurmak.
No-tox’ ta diğer neştersiz operasyonların aksine cilt dışarıdan değil, derinin alt tabakasından tedavi ediliyor. İşlem yüzdeki diğer kasları kesinlikle tahrip etmeden gerçekleştiriliyor. Böylece alnınız gerginleşiyor, iki göz arasındaki sinirler tahrip edilerek kaşlar arasındaki rahatsız edici kırışıklıklar azaltılıyor ve daha genç bir görünüm elde ediliyor. Üstelik birçok kadının arzuladığı kalkık kaşlara mimiklerinize zarar vermeden de sahip olmanız mümkün oluyor. Notox uygulaması yapan dermatologlar, bu yönteme bir tür tamamlayıcı olarak cilt masajları da gerçekleştiriyorlar.
CİLT İÇİN SPOR MERKEZİ
No-tox uygulamasında kullanılan GFX radyofrekansta elle kullanılan ve çatalı andıran iki sivri uçlu bir iğne kullanılıyor. İğne içerisine elektromasaj ile cildin alt tabakasına yerleştirilen ve gerginleştirici etki gösteren bir serum yerleştiriliyor. Lokal anesteziyle gerçektirilen bu yöntemde, cilde zarar vermeden ince bir iğneyle kaş kenarlarına ya da alına, kırışıklıkların miktarına göre ayarlanan dozda radyofrekans termal enerji veriliyor. Dermatologlar önce iğne ile nabzın atmadığı doğru sinirleri buluyor ve ardından bu sinirlerin olumsuz yönde çalışmasını engelliyorlar. Sinirleri bloke etme işlemi iki saniye sürerken, asıl uygulama ortalama bir buçuk saat sürüyor. Ancak burada dikkat edilmesi gerekilen önemli bir unsur var! Notox uygulaması yapacak dermatologun sinir sistemleri ve kasların işlevsellikleriyle ilgili ciddi bir eğitim görmüş olması gerekiyor. Uygulama sırasında doğru sinirleri bularak bloke etmek her şeyden önemli.
Kadınlar için yeni bir fırsat olan notox’ un cilt altındaki kasların ilerleme kaydetmesi için birden çok fazla seçeneği bulunuyor. Amerika’ da no-tox alanında uzman olan Dr. Ildi Pekar; uygulama sırasında hastaya göre ayarlarda değişiklik yaptığını dile getiriyor ve no-tox’ un cilt için özel olarak hazırlanmış bir jimnastik salonunu andırdığını belirterek ekliyor; ”Spor salonuna gittiğinizde eğitmenler, kaslarınızın sağlıklı bir şekilde güçlendirmesi için size özel bir program hazırlarlar. Dikkat ederseniz bu programlarda kaslarınızın çalıştırmak için hep farklı ağırlıklar kullanırlar. Her gün beş kilo kaldırmanız sağlıklı değildir. Benzer bir durum cilt için de geçerli. ” Eğer cildiniz mimik yapamayacağınız kadar gerginleştirilirse, yüz kaslarınız tamamen hareketsiz kaldığından beyin tarafından çalıştıklarını unutmaya programlanıyorlar, bakışlarınız ifadesizleşiyor ve doğal olmayan bir görünüm ortaya çıkıyor. Bu yüzden belli bir oranda mimik yapmanız da doğallık açısından çok önemli. No-tox’ un amacı da istediğiniz yüz ifadelerini rahatlıkla gerçekleştirmenize yardımcı olmak. 2000 ila 3000 dolar arasında değişen fiyatıyla notox, ifadenizi kaybetmeden genç kalmanızı hedefliyor. Doğallığa dönüş yapan Hollywood yıldızları sayesinde ise şu sıralar oldukça popüler.
Ocak 9th, 2010
Pratik bilgiler hayatta kalmanızı sağlamakla kalmaz, karizmanıza karizma katar…
1 ) Vahşi doğayla baş etmek! Unutmayın siz bir avcısınız, doğanızda bu var. Bu yüzden en zor koşullarda bile hayatta kalabilirsiniz. İşte size basit tüyolar… Susuz kaldıysanız: Su kaynaklarından çok uzaktaysanız yapacağınız iki şey var; ya serap görmeyi bekleyecek ya da mücadele edeceksiniz. Açıkçası biz ikincisini seçme taraftarıyız. Susuzluğunuzu gidermek için ağzınıza küçük bir taş alın. Bu tükürük salgınızı harekete geçirecek ve bir kaynak ararken bir süre daha idare etmenizi sağlavacak. Besinleri korumak: Eti korumak için kurutmalısınız. Peki, bu iş nasıl yapılıyor? Önce etinizi ince uzun dilimlere ayırın ve üzerine yoğun miktarda tuz dökün. Sonra onu sineklerden korumak için üzerine bir örtü örtüp dört saat boyunca bekletin. Kurutmak için birkaç gün güneş altında bekletin. Etiniz en az bir yıl tazeliğini koruyacaktır. Yaralanmalara karşı: Issız bir ortamda başınıza gelebilecek en kötü şey yaralanmaktır. Böyle bir durumla karşılaşırsanız yaranızı idrarınızla temizleyin. İdrar çok iyi bir antiseptiktir. Ayrıca vücudunuzdan çıktığı için diğer su kaynaklarından kat ve kat daha temizdir. Hava tahmini yapmak: Diyelim ki yanınızda bir bilgisayar yok ve iPhone’unuzun da şarjı tamamen bitti. Yılmayın, bir fincan kahveye bakarak hava tahmininde bulunabilirsiniz. İyi havanın habercisi yüksek basınçtır. Yüksek basınç etkisiyle köpükler fincanın ortasında birikir. Alçak basınç ise bulutlu hava, yağmur ve beraberinde soğuk taşır. Alçak basınç kahvenizin köpüğünü bardağın kenarında bir yerde toplar.
2) Balık tutmayı öğrenin! Balık tutmak için önce sabırlı olmavı öğrenmeniz gerekiyor. Aslında basit gibi görünen balık tutma eylemi, havarinizi daha kaliteli bir hale getirmek için uvgun bir hobi. Amatör balıkçılığa, kişisel gelişim programının önemli bir dersi gibi bakabilirsiniz. Unutmayın basit şeyler, en zor olan deneyimlerdir. Sakin olmayı ve beklemeyi öğrenmelisiniz. Basit kuralları göz önünde bulundurmanız şart. iğnenizin ucuna takacağınız küçük kurtçuklar size balık olarak geri dönecektir. Çok zor durumdaysanız iğnenin ucuna, ıslatarak, küçük bir top yaptığınız ekmek içi de takabilirsiniz. Nehir balıkçılığına mı merak sardınız? İşte size önemli bir tüyo! Daha büyük bir balık yakalamak için oltanızı derin sulara değil kıyıya yakın yerlere atın. Nehrin ortasındaki akıntı kıyıya oranla en az dört kat daha güçlü ve hızlıdır. Büyük balıklar ise genellikle akıntıdan uzak yerlerde yüzmeyi severler. Vuruyor mu?
3) Karpuz seçmek Elinle kavra ve dibini şaplakla! İşi, bu kadar karmaşık hale getirmek de neyin nesi? Alt tarafı meyve seçiyorsunuz. Oysa sizi uzaktan görenler, sado-mazo sahneleri bol bir pornoyu taklit ettiğiniz düşünüyorlar. Derhal karpuzu yerine bırakın! Siz sapık değilsiniz. Şimdi her şeye yeni baştan başlayalım. Karpuzu sakın ellemeyin, bu tacize girer. Onu uzaktan kesin. Rengine bakın yeter. Olgun ve lezzetli karpuzların üzerlerindeki koyu çizgiler, açık çizgilerden daha kalındır. Karpuzun dışı ne kadar koyu renkliyse, içi de o kadar kırmızı ve lezzetlidir. Ne kadar kolaymış değil mi?
4) Kadınların beden dilini okumak Size, kaçamak bakışlar atıyorsa, ona bakmayı sürdürün. Saçlarıyla oynamaya mı başladı? Evet, doğru yoldasınız. Kadınlar etkilendikleri erkek karşısında kendilerine çeki düzen verme eğilimindedirler. Saçlarıyla oynayıp onları düzeltirler. Peki şimdi ne yapıyor? Elini bir yere dayadı ve bileği size dönük öyle mi? İşte bu kesin bir çağrı. Kadınlar etkilendikleri erkeğe içgüdüsel olarak ellerinin içini ve bileklerini gösterirler. Hemen ayağa kalkın! Bacak bacak üstüne attı ve ayağını sallamaya başladı… Ayakkabısı ayağının ucunda… Saldırın!
5) Masaj yapmak Sizden profesyonel bir masör olmanızı beklemiyoruz. Ama mutlaka hayat kurtaracak ya da daha doğru bir anlatımla karşınızdaki hatunu mest edecek kadar masaj yapmayı biliyor olmanız gerekir. Hatunun birtakım yerlerini mıncıklamak masaj yapmak değildir. Doğru masaj için başparmaklarınızı kullanın. Onlarla omuzlarda ve omurganın iki yanında basınç uygulamalısınız. Ellerinizi mümkün olduğunca kullanarak, masaj bölgesini derinleştirebilirsiniz. Bel bölgesini, baş ve işaret parmakları arasında kaydırarak omuzlara doğru ilerleyin. Omuzlarda piyano hareketini yapın. Parmaklarınızı sanki tuşları çok sert olan bir piyona çalıyormuş gibi kullanın. Masaj yaparken hoş kokulu yağları ve losyonları kullanmanızı da öneririz. Unutmayın amaç hatunu baştan çıkarmak!
Ocak 9th, 2010
Önce kozmetik firması Dove’un ‘gerçek kadın’ kampanyası vardı. Ardından ortaya 100 kiloyu aşkın bedeniyle soyunmaktan çekinmeyen Beth Ditto geldi.
Ama bir zamanların iri beden mankeni Sophie Dahl zayıflayıp da kıvrımlarını yitirince ’sıfır beden’ Kate Moss piyasaya ‘ağırlığını’ koydu. “Hiçbir şeyin zayıflıktan daha güzel olamayacağını” söyleyerek tartışma başlattı.
Ama görünüşe göre sıfır beden mankenlerinh hakimiyeti artık sona eriyor. 2010 daha iri ve daha kıvrımlı yani daha gerçek kadınların yılı olacak.
Ocak 6th, 2010
Previous Posts