Archive for the ‘Sağlık’ Category

Hergün 30 dk koşun

Perşembe, Aralık 8th, 2011

Hipertansiyon başta kalp damar sistemi olmak üzere pek çok organımızda ciddi hasarlar oluşturabiliyor.

Ancak yaşam alışkanlıklarınızda alacağınız basit önlemlerle kan basıncınızın kontrol altında olmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin 30 dakika tempolu yürüyüş yapmak gibi!

Yaşam tarzı açısından geçiş döneminde olan ülkemizde başta tuz tüketimindeki artış olmak üzere beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareket düzeyinin azalması ve obezite sıklığının artması nedeniyle hipertansiyon görülme oranı giderek artıyor. Öyle ki 2008 yılı verilerine göre; ülkemizde yaşayan erişkin nüfusun yüzde 31,8’i hipertansiyon hastası. Üstelik ülkemizde her 4 ölümden biri, hipertansiyon nedeniyle gerçekleşiyor. Uzun süre devam eden kontrolsüz hipertansiyon kalp damar sistemi, beyin, böbrek ve gözlerde ciddi hasarlar oluşturabiliyor, hatta ölüme bile yol açabiliyor. Bu iç karartan tablo canınızı sıkmasın, çünkü yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız basit düzenlemelerle hafif düzeydeki hipertansiyonu kontrol altına alabilir veya ilaç kullanıyorsanız kan basıncının daha iyi düşmesini sağlayabilirsiniz.

Sonbahar yorgunluğu

Pazartesi, Ekim 24th, 2011

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya birçoğumuzun sonbahar yorgunluğu olarak adlandırdığımız bu durumla baş etmenin yollarını anlatıyor.

Dr. Ayça Kaya insan vücudunun makine gibi olduğunu ve bir taraftan enerji alırken, bir taraftan iş üretildiğini ve diğer taraftan da zararlı artıklar ortaya çıktığını belirtiyor. İnsan vücudunun da normal metabolizması sırasında besinler alınır, bu besinler vücudun yapıtaşına çevrilir ve bu esnada serbest radikaller dediğimiz bazı zararlı atıklar oluşur. Normalde insan vücudunun bunu kendi kendine temizleyen mekanizması vardır. Buna antioksidan yolaklar denir. Bazı yiyeceklerin ve içeceklerin de antioksidan kapasiteleri yüksektir. Yani bu tür yiyecekleri tercih ettiğinizde hücreleriniz daha iyi temizlenir. Özellikle B-karaten, C vitamini, E vitamini açısından zengin yiyecekler, omega-3 oranı yüksek yiyecekler, selenyum iyonu antioksidan açıdan yüksek yiyeceklerdir. Semizotu, turunçgiller, ceviz, ıspanak, badem, nar, havuç, kivi, ananas, balık, kurubaklagillerin hem vücudumuzu temizleyici hem de zindelik verici özellikleri vardır.

ŞEKERLİ YİYECEKLERE DİKKAT!
Şekerli yiyecekler, bal, pekmez, çikolata, helva, lokum, tatlılar, şeker oranı yüksek meyveler, muz, incir, üzüm basit karbonhidratlara örnektir. Bu yiyecekler kısa vadede enerjimizi yükseltse de uzun vadede yorgunluk yapar. Bu tür gıdaların verdiği enerji yalancı enerjidir. Bu yiyecekler kan şekerimizi hızlı yükseltir ve hızlı düşürür. Yani aşırı yorgunluk hissettiğimizde bir miktar bu yiyeceklerden yediğimizde öncelikle hızlı bir kendini iyi hissetme safhası, akabinde de yorgunluğun derinleşerek uyku isteğinin ortaya çıktığını görürüz. Bu durumu özellikle hipoglisemisi olan insanlar öğleden sonraları, basit karbonhidrat yüklü bir öğlen yemeğinin hemen 1-2 saat arkasından yaşar. Şekeri yükseltmek için yenilen çikolata önce iyi hissettirir daha sonra da daha fazla yorgunluk, halsizlik ve uyku isteği şeklinde vücutta kendini gösterir.

Bu yiyecekleri özellikle yorgunluk şikayetiniz varsa sık kullanmayın. Kan şekerini daha kontrollü yükselten yiyecekler aynı zamanda kaliteli bir enerji deposudur. Örnek, bulgur, kurubaklagiller, işlenmemiş unlar, kepekli pirinç, ekşi meyvalar, kivi, ayva, turunçgiller örnek olarak verilebilir. Özellikle reaktif hipoglisemi dediğimiz yemek sonrası şekeri düşen hastaların, bu türdeki karbonhidratları şeçerek yemeleri kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar.

Ayrıca pişirilirken çok fazla yağ kullanılan yiyecekler, kızartmalar, yağ ve beyaz unun birlikte kullanılarak yapılan kurabiyeler, poğaçalarda yorucu yiyeceklerdir.

Yorgunluğun nedeni sadece kötü beslenmek değildir. Bazı hastalıkların seyrinde de yorgunluk görülebilir. Örneğin, kansızlık, tiroid bezlerinin az çalışması, Vitamin B12 eksikliği, hipoglisemi, çeşitli bağ dokusu hastalıklarının seyrinde de yorgunluk şikayetleri ortaya çıkabilir.

Kendinizi sürekli yorgun hissediyorsanız bunun direkt kötü beslenmekten önce metabolik bir hastalığa bağlı olabileceğini de bilin. Öncelikle bir iç hastalıkları uzmanına başvurun ve bu hastalıklar açısından detaylı bir inceletme yaptırın. Bunlar toplumda aslında oldukça sık görülen hastalıklardır. Örneğin demir eksikliğine bağlı kansızlık Erkeklerde %20, kadınlarda %35, gebelerde % 50, bebek ve çocuklarda ise %50-60 oranında görülmektedir. Eğer böyle bir hastalığınız varsa öncelikle bu hastalıkların tıbbi tedavisini yapmak uygun olur. Bununla birlikte B grubu vitaminler ve C vitamini de yorgunluk problemi olanlara iyi gelir. Ancak vitamin dahi alsanız mutlaka doktorunuza danışın. Bu vitaminleri ne kadar sürede ve ne miktarda kullanmanız gerektiğine doktorunuz doğru karar versin, vücudunuzda birikme olmasın.

Tüm bunlarla birlikte açık havada, sabah gün ışığı ile birlikte yapılacak yarım saatlik tempolu yürüyüş, vücudumuzda serotonin dediğimiz iyilik hormonunu yükseltir. Daha sağlıklı düşünmemizi ve daha pozitif olmamızı ve daha doğru kararlar vermemize yardımcı olur. Eğer önemli bir toplantıya ya da sunuma hazırlanıyorsak işin egzersiz kısmına çok önem vermeliyiz. Bununla birlikte beslenmeye çok dikkat etmek gerekir. Çünkü vücudumuzun yapıtaşı yiyeceklerimizdir. Bu dönemde alkol alımını sıfırlamak, şekerli içeceklerden, kahve ve çaydan kaçınmak, hazır ve işlenmiş yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmak gerekir. Akşam yemeklerini de çok ağır yememek, uyumadan en az 3 saat önce besin alımını kesmek de uyku sürecinin daha iyi ve kesintisiz olmasını sağlar. İyi uyumak, iyi beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak hem özel yaşamda hem de iş yaşamında başarıyı beraberinde getirir.

“Diyabeti Durduralım Projesi”

Cumartesi, Ağustos 20th, 2011

Cumhurbaşkanlığı’nın himayesinde yürütülen “Diyabeti durduralım projesi” kapsamında “akran eğitimleri” hayata geçiriliyor.

İki gün devam edecek program sonrasında sertifika alan diyabet hastaları, çeşitli illerde yapılacak etkinliklerinde kendileri gibi diyabet hastalarının eğitiminde görev alacak.

Ankara Rixos Hotel’de 20 Ağustos Cumartesi günü yapılacak etkinlikte, pilot 23 ilin her birinden çağrılan 2 diyabetli hastanın, “hastanın hastayı eğitmesi modeline” dayanarak 2 gün boyunca alanda uzman olan hekimlerle birlikte her türlü konuda eğitim verilecek.

“Diyabet Hakkında Eğitim Verilebilir” sertifikası verilen katılımcı hastalar, önümüzdeki dönemdeki etkinliklerinde illerde diyabetli hastaları eğitilmesinde görev alacak.

Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bunun Türkiye’de bir ilk olduğunu belirterek, “Akran Eğitimi” toplantılarında Türkiye Diyabet Vakfı bünyesindeki hekimler tarafından yaklaşık 50 diyabet hastasına eğitim verileceğini söyledi. Diyabet hastalarının eğitimin çok önemli olduğunu, sağlık personeli sayısının diyabet hastalarına eğitim vermek için yeterli olmadığını dile getirenYılmaz, “Türkiye’de bir ilk olan Akran Eğitimi sayesinde diyabetli hastalar eğitilecek ve onlar da döndüklerinde kendi illerindeki diyabetli hastaları eğitecekler. Hedefimiz, Türkiye’deki tüm diyabetli hastalara ulaşmak. İlk yılın onunda 50 bin diyabetli hastaya ulaşacağımızı tahmin ediyoruz” dedi.

“SAĞLIK BÜTÇESİNİN YÜZDE 25′İNİ ALIYOR”

Sivrisinekler “cibinlik”leri aşmayı başardı!

Cumartesi, Ağustos 20th, 2011

Senegal’de yapılan yeni bir araştırmaya göre, sivrisineklerin ilaçlı cibinliklere karşı hızlı direnç geliştirdikleri ortaya çıktı.

İlaçlı cibinlikler, son yıllarda özellikle Afrika’da sıtmayı önlemek için yürütülen mücadelede  en ucuz ve etkili yöntemlerden biri haline geldi.

Araştırmacılar, cibinliklerin özellikle de daha büyük çocuklar ve yetişkinlerin sıtmaya olan bağışıklığını azalttığını söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü de, olması gerektiği gibi kullanıldığında cibinliklerin sıtma oranlarını yarıya indirebileceğini belirtiyor.

Son yıllarda cibinlikler Afrika ve sıtmanın görüldüğü başka yerlerde yayın olarak dağıtılırken, Senegal’de ise son beş yılda yaklaşık yarım milyon cibinlik dağıtıldı.

Ancak araştırmanın, cibinliklerin etkinliğine ilişkin uzun dönemli sonuçlara varmak için yeterince kapsamlı olmadığını söyleyen uzmanlar da var.

Araştırma çerçevesinde ise Senegal’de bir köyde cibinlikler dağıtılmadan önce ve dağıtıldıktan sonraki sıtma vakaları izlendi.

Araştırmacılar, cibinliklerin dağıtılmasından sonraki üç hafta içerisinde, hastalığın görülme oranının azaldığını tespit etti.

Ancak 2007 ile 2010 yılları arasında belli bir tür ilaca karşı dirençli olan sıtma hastalığı taşıyan sivrisineklerin oranı yüzde 8′den 48′e yükseldi.

4 ay sonra her şey değişti 

Grip aşısının tam zamanı…

Cumartesi, Ağustos 20th, 2011

Grip aşısı mevsimi geldi çattı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da grip aşısıyla ilgili çelişkili söylentiler çıkmadan konunun uzmanı iki kişi açıklamayı yaptı. Uzmanlara göre Eylül’den önce grip aşısı yaptırılmalı.

Sağlık Bakanlığı Aşı Danışma Kurulu Üyesi, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur ile aynı bölümde görevli ve Ulusal İnfluenza Referans Laboratuarı Koordinatörü-Europan Scientists Working on Influenza (ESWI) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Meral Akçay Ciblak;