Archive for the ‘Genel’ Category

Zayıflık saplantı haline gelmesin

Çarşamba, Nisan 20th, 2011

GAZETE HABERTURK- HT MAGAZİN

GENEL olarak 12-18 yaşları arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır korku yüzünden bilinçli olarak aşırı zayıf kalma çabalarıyla belirlenen bir bozukluktur. Toplumda ortaya çıkma sıklığı bilinmemekle birlikte eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değildir. Anoreksia nervozalı bireylerin yaklaşık % 95’i kadındır. Ve bir kişinin kız kardeşinde bu tür bir bozukluk varsa o kişide aynı hastalık riski belirgin oranda artmaktadır.

Bozukluk daha üst sosyoekonomik sınıflarda daha sıktır. En temel belirti aşırı kilo alma korkusudur. Bu durumkişinin yiyecek konusunda neredeyse fobik olacak noktaya dek varmasına neden olabilir.

Şişmanlama korkusunun yanı sıra beden imgesinde de bozulma vardır. Buna bağlı olarak bu kişiler çok zayıf ve ince olsalar bile kendilerini şişman bulabilirler. Vücut ağırlığını kontrol altında tutabilmek için iki yolu kullanırlar: Kişilerin bir bölümü yiyecek alımını ileri derecede kısıtlarlar. Zaten aldıkları çok az yiyeceğin de çok az kalorili yiyecekler olmasına dikkat ederler.

Bu kişiler buna rağmen ağır egzersizler de yaparlar. Diğer gruptaki kişilerde yiyecek alımının ileri derecede azaldığı açlık dönemleri ile aşırı yeme dönemlerinin birbirini izlediği gözlenir. Bu gruptaki kişiler, aşırı yemeden sonra şişmanlayacakları korkusuyla boğazlarına parmaklarını bastırarak kusarlar. Sık sık bunu yapan kişilerin el sırtında deri sertleşmesi olabilir. Sık kusan kişilerdemide asidinin etkisiyle dişlerde bozukluklar, çürümeler olur. Bu kişilerin yeme davranışlarında ve yiyeceklerle olan ilişkilerinde gariplikler gözlenebilir. Yiyecekleri saklayabilir, yemek yapmak içinmutfakta saatlerce uğraşabilirler.

PSİKOLOJİK OLABİLİR
Anoreksia nervozanın nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemektedir. Hastalığın oluşumu psikolojik, sosyolojik ve biyolojik olmak üzere üç boyutta ele alınabilir. Hastalığın ergenlikte ortaya çıktığı; bu dönemin cinsel ve sosyal çatışmalarla yüklü oluşu dikkate alınacak olursa; cinsel ve sosyal çatışmalarla başa çıkma konusundaki yetersizliklerin yiyeceklerden fobik kaçınma şeklinde ortaya çıkması öne sürülebilir.

KİMLERDE GÖRÜLMEKTEDİR?
Bu rahatsızlık düzenli ve bol çeşitli yemek yeme olanaklarının olup, göze hoş görünmenin zayıf bir vücut yapısı ile paralel düşünüldüğü Batı toplumlarında, kentsel alanlarda daha çok gözlenmektedir. Hastaların % 90-95’i kadındır. Anoreksia nervosa genç kızlarda % 0.5 oranında saptanmakta, genellikle 12-25 yaş arasında rastlanmaktadır. Son yıllarda yurt dışında yapılan çalışmalara göre hastalığın yüz bin kişide 15-20 arasında görüldüğü saptanmıştır.

Risk faktörleri:

Yaşanılan sosyo-kültürel çevrenin etkisiyle zayıflığın kesin güzellik ölçütü olması, istenmeyen bu durumu yaygınlaştırmaktadır. Bazı mesleki alanlar (hosteslik, modellik, dans ve müzikle uğraşanlar) bu yüzden özellikle risk altındadır.

Bu rahatsızlığı olanların ailelerinde depresyon, alkolizm, şişmanlık ve gene bir yeme bozukluğuna daha çok rastlanmaktadır. Bu kişilerin annelerinin yeme bozukluğunun olduğu gözlenmiştir.

Aile yapıları itibarıyla, bağımsız hareket serbestisinin verilmediği ve aile işleyişi açısından doyum sağlanamayan ilişkilerin varlığı.

Öncesinde var olan aşırı şişman beden yapısı.

Çocukluk çağı başlangıçlı diabet.

Geçmişte yaşanan cinsel, fiziksel tacizler

AŞAĞIDAKİLERİN VARLIĞI HALİNDE BU RAHATSIZLIKTAN BAHSEDİLMEKTEDİR.
BUNLARA DİKKAT!

1- Bulunduğu yaş grubu ve boy uzunluğu açısından normal kabul edilen en az kilo ya da bu ağırlığın üzerindeki bir kiloyu kendisi için uygun bulmayıp, kabul etmeme.

2- Yaş ve boy göz önüne alındığında beklenenden daha düşük bir kilosu olmasına rağmen kilo almak veya şişmanlamaktan aşırı derecede korkma.

3- Kişinin kilosu ya da vücut şeklini algılayışında bozukluk vardır. Kişinin kendini değerlendirişinde kilo ya da vücut şeklinin, olağandan çok daha fazla ve anlamsız ölçüde bir yer kaplaması veya o anki kilosunun düşük olmasının öneminin farkına varmama.

4- Kadınlarda birbirini izlemesi gereken en az 3 âdet döneminin olmaması Bu rahatsızlığın kısıtlı (bu durum yaşanırken kişide bir anda “patlayıncaya dek” yeme ya da kendini kusmaya ya da lavman-idrar söktürücüler ile yediklerini çıkarma davranışının olmadığı) tip ya da bu sayılan davranışların olduğu tiksinircesine yeme/çıkartma tipi olarak 2 şekli vardır.

Rahatsızlıktaki kişisel düşünce yapıları:
Kişisel açıdan kendilerini yardıma muhtaç ama yardım edilemez görürler.
Kendileri ve çevreleri üzerindeki denetimi kaybetme korkuları vardır.
Aşırı bir şekilde başkalarının görüşlerine bağımlı olarak özgüvenlerini koruyabilirler; onların yeterli ya da olumlu desteği olmadığında kendilerini bir hiç olarak görürler.
Bir şey ya tam olmalı ya da hiç olmamalı şeklinde bir düşünce yapısı olan kişilerdir. Hastalığın seyri: Hastaların yarısının ilerleyen dönemde iyileştiği, dörtte bir oranında hastanın kısmen iyileştiği, ancak bir miktar yakınmalarının sürdüğü belirlenmiştir. Hastalık sonucu ölüm oranının%5 civarında olduğu gözlenmiştir.

TEDAVİ
Anoreksia nervozalı hastaların tedavisi çoğu kez güçlüklerle doludur. Hastaların çoğunda, hastalık birkaç yıl önce başlamıştır. Tedaviye katılmak ve tedavi planları için isteksizdirler. Bu sebeple genellikle çocuklarının bu durumundan üzüntü ve endişe duyan anne babaları tarafından doktora getirilirler. Tedavide bireysel psikoterapi, grup ve aile terapisi, ilaç tedavisi gibi yöntemler kullanılabilir. Psikoterapide hastanın kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmesi, özgüvenin oluşturulması, kişilerarası sorunların belirlenip, çözümüne yönelen bir yaklaşımın oluşturulmasına çalışılır. Tedavide davranışçı terapi, aile terapisi ve grup terapisi kullanılabilir

Hastalığın gidişine olumsuz etki yapan faktörler:
Ailede aşırı geçimsizlik, tartışmalı ortam
Bulimianın hastalığa eşlik etmesi
Kusma, dışkılamayı artırıcı ilaç kullanımları
Psikiyatrik sorunlar nedeniyle, vücutsal yakınmaların fazlaca gündeme gelmesi (gastrit, kolit vb.)
Hastalığı inkâr eden davranışlar içine girilmesi.

İçmeden sarhoş!

Perşembe, Mart 31st, 2011

Eğlendiği bardan çıkışta ancak iki kişinin yardımıyla otomobilinin direksiyonuna oturtulabilen Yıldız Tilbe alkol muayenesinde 0.26 promil alkollü çıktı
Gazetecilere “Popomu da çekin” diye bağıran Tilbe ‘fotokopi ehliyet’ten 140 lira ceza yedi…

HT MAGAZİN / BORABAĞCIBAŞI

ALKOLDEN GEÇTİ EHLİYETTEN KALDI!
Alkol muayenesinde 0.26 promil çıkan Yıldız Tilbe, evde unuttuğunu söylediği ehliyetinin fotokopisini gösterdi ama cezadan kurtulamadı.

AÇIK MEKÂNLARA GİDECEĞİM
Alkollü çıkarmayan Allah çıkarmıyor! Ünlü şarkıcı Yıldız önceki akşam Kuruçeşme’de Elbeso adlı barda eğlenen geç saatlerde bardan çıkan ve ayakta durmakta zorlanan Tilbe, kendisini görüntüleyen gazetecilere, “Popomu çekin popomu da!” diye bağırmaya başladı. İki kişinin yardımıyla yeni aldığı Mercedes direksiyonuna oturtulabilen ünlü şarkıcı, “Hâlâ gece bitmedi. Daha hangi mekânlar açık? Onlara da gideceğim”
diyerek yola koyuldu.

NİYE CEZA YAZIYORSUNUZ?
Tilbe, birkaç yüz metre gitmeden Ortaköy’de tarafik çevirmesine yakalandı. Polislerin yaptığı alkol muayenesinde ayakta durmakta zorlanan Tilbe, 0.26 promil alkollü çıktı. Alkol sınırını aşmadığı için ceza almayan ünlü şarkıcıya yanında ehliyeti olmadığı için 140 lira ceza kesildi. Yıldız Tilbe, polislere, “Yazmayın. Neden yazıyorsunuz?” deyip ehliyetinin fotokopisini gösterdiyse de ceza yemekten kurtulamadı.

Rihanna’dan seks itirafları

Perşembe, Mart 31st, 2011

Dünyaca ünlü pop yıldızı Rihanna, Rolling Stone dergisine çok özel pozlar verdi. Vücut boyama tekniğiyle ‘bikini giyen’ Rihanna, fotoğrafları çekilirken kendini çıplak ve savunmasız hissettiğini itiraf etti. Dergiye aşk hayatı hakkında da açıklamalar yapan seksi şarkıcı ‘kötü çocuk’lardan hoşlandığını itiraf etti: “Son iki ilişkimde ‘karanlık’ yanımı keşfettim. Abartılı olmadığı sürece acı çekmekten ve vermekten hoşlanıyorum. Sevgilime cinsel içerikli mesajlar atarak onu kışkırtmaktan, ya da çektiğim seksi pozları telefonuna yollamaktan utanmıyorum. Bence bu tip oyunlar ilişkiye renk katıyor.”

Freni patlayan otobüs dehşet saçtı!

Pazar, Mart 13th, 2011

Erzurum’da freni patlayan halk otobüsü kırmızı ışıkta bekleyen 5 otomobile ve sinyalizasyon direkleri ile ağaçlara çarparak durabildi. Kazada 2 kişi yaralandı.

Kaza saat 09.15′de Orhan Şerifsoy Caddesi ile İstasyon meydanında arasındaki Migros kavşağında meydana geldi.

Gürcükapı’dan inmekte olan Kadir Çetin yönetimindeki 25 H 0186 plakalı özel halk otobüsünün freni patladı.

Otobüsün fren tutmadığını farkeden sürücü Çetin, klakson çalarak önünde giden taşıtların sürücülerini uyardı ve yol vermelerini istedi. Yaklaşık 500 metre bu şekilde sor sürat ilerleyen otobüs, Migros kavşağında kırmızı ışıkta bekleyen otolara arkadan bindirdi.

Bekleyen biri yolcu otobüsü ile üç otomobile çarpan ve daha sonra da sinyalizasyon ışıklarıyla ağaçlara çarpan otobüs, güçlükle durabildi.

Vatandaşların ve sürücülerin şaşkın bakışları arasında meydana gelen kazada otobüs sürücüsü Kadir Çetin ile çarptığı otomobillerden birinin sürücüsü yaralandı.

Yaralılar kaza yerine gelen ambulanslarla Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Olay yeri kısa bir süre trafiğe kapatılırken, kaza anı MOBESE kameralarınca saniye saniye kaydedildi.

Meclis’te ikinci Merve Kavakçı mı olacak?

Pazar, Mart 13th, 2011

AK Parti Balıkesir İl Kadın Kolları’nın eski başkanı Hülya Kamçı, aynı partiden milletvekili aday adayı oldu. 11 yaşından beri türban taktığını söyleyen Kamçı, “milletvekili seçilmeniz halinde başınızı açmanız istenirse ne yapacaksınız?” sorusuna ise “başımı açmayı düşünmüyorum. Olacaksa böyle olacak” yanıtını verdi.

AK Parti’de 8 yıl boyunca İl Kadın Kolları Başkanlığı görevini sürdüren ve 4 ay önce bu görevi bırakan Hülya Kamçı, bugün İl Başkanlığı’nda düzenlediği toplantıyla milletvekili aday adayı olduğunu açıkladı.

Kadın Kolları Başkanlığı döneminde kadınların önünü açtığını belirten Kamçı, şunları söyledi: “72 yıl sonra Balıkesir’den bir kadın milletvekilini (Ayşe Akbaş) meclise gönderdik. Artık, özgürlük noktasında, demokrasi ve demokratikleşme yolunda başörtülü bir kadının Meclis’te olmasını istiyoruz. Meclis’te başörtülü milletvekili olması yolunda toplumda bir istek olduğunu biliyoruz. Gerek sivil toplum örgütlerinin gerek kadın derneklerinin beni desteklediklerini canı gönülden biliyorum. Bunu zaten kendileri de deklare ediyor.”

Hülya Kamçı, gazetecilerin “Meclis’in iç tüzüğü belli, başörtü sorununu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:

“Artık dünya değişiyor, Türkiye de değişiyor. Ve biz bu konuda çok yol katettik. Parti tüzüğümüzde kılık kıyafetle ilgili hiçbir kısıtlama yok. Anayasa profesörleri de bu konunun bir engel teşkil etmediğini söylüyor. Yine de bu konunun toplumun mutabakatıyla aşılacağını biliyoruz. Artık, ‘Yasaklarla, yolsuzluklarla ve yoksullukla mücadele edeceğiz’ dediğimiz bir partimiz var.

Bu noktada yasakların kaldırılması ve benim gibi kadınların da aday olması ve mücadele etmesi için milletvekili aday adayıyım. Rabbim, Meclis’e girmeyi nasip ederse, başörtümle gireceğim. Belçika’da 2009 yılında başörtülü Mahinur Özdemir, Meclis’e girdi. Bu bizim gururumuzdur. Artık demokrasi konusunda çok yol katledildi. Yasaklarla kimsenin önünün kapanmaması ve başörtüsü konusundaki engelin aşılmasını istiyoruz. Benim gibi başörtülü kadınlar ‘Ben de varım’ diyerek aday olmalı.”

Anayasa uzmanı Serap Yazıcı’nın partililere “Gelin, başörtünün önünü açın” dediğini, başörtülü kadınlara da “Aday olun” çağrısında bulunduğuna dikkati çeken Kamçı, “275 kadın milletvekili için kampanya düzenleyen Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) hazırladığı afişe Bengisu Karaca’nın bir fotoğrafını koyarak bu konuda öncülük yapmaya çalışıyor. Sivil toplum örgütlerinin ve kamuoyunun bu şekilde hareket etmesi ve halkın ‘Meclis’te artık başörtülü kadın milletvekili olmalı’ noktasına gelmesi çok güzel. Bugün kamuoyu araştırması yaptığınızda halkımız, ‘Başörtülü milletvekili olmalı mı?’ sorusuna ‘Evet’ yanıtını veriyor. Bizim başörtüyle değil başörtüsünün altındakiyle işimiz var. O beynimizdeki o enerjimiz, o donanınımız siyasi arenadaki 8 yıllık sürecimiz daha önemli” diye konuştu.

İkinci Merve Kavakçı olayı yaşanır mı?